|
Kuruluşu bulaşıcı karantina hastalıklarının yayılmasını önlemek temeline
dayanan Genel Müdürlüğün tarihçesine başlamadan önce, karantinanın dünyadaki başlangıcı
ve eski uygulamalarından söz etmek gerekir.
Bulaşıcı hastalıklarla örgütlü mücadelenin ülkemizde 1800 lü yıllarda başladığı
görülmektedir.
II. Mahmut'un emriyle karantina için ilk defa bir meclis (Meclis-i Tahaffuz) toplanarak
1838 yılında göreve başlamıştır. Bu mecliste Meclis-i Tahaffuz-ı Ula (Yüksek Karantina
Meclisi) ve Meclis-i Tahaffuz-ı Sanı (Yüksek Karantina Bürosu) olmak üzere iki meclis
görev yapmaktaydı.
Meclis, Çanakkale'de Akdeniz yolcularının İstanbul'a gelmeden evvel sağlık kontrolünden
geçirildiği ve gerekli tedbirlerin alındığı bir merkez kurdurmuştur. Merkez yetkililerine
Akdeniz tarafından gelecek imtiyazlı veya imtiyazsız her gemiye karantina konulması,
bu gemilerde bulunan istisnasız herkesin aynı kayda tabi tutulması, karantina sonunda
da kendilerine bir vesika verildikten sonra İstanbul'a gitmelerinde bir sakınca
bulunmadığının bildirilmesi ,hatta emri dinlemeyenlere zor kullanılması ve karantinadan
kaçarak İstanbul'a gelecek gemilerin tekrar boğaza iade edilmesi talimatını vermiştir.
Ülkenin her tarafı için bir “Karantina Talimatnamesi” düzenlenerek dağıtımı yapılmıştır.
1839 yılında Meclis-i Tahaffuz-ı Ula Meclis-i Umuru Sıhhiye adını almış, meclisin
ilk işi Türkiye ve İstanbul Limanı hakkında bir tüzük düzenlemek olmuş, 26 maddeden
ibaret olan bu tüzükte patentalar, gemilerin zorunlulukları, şüpheli veya bulaşık
gemiler ve karantina sırasında uyulacak kurallar açıklanmış, 8 Nisan 1840'da da
karadan gelecek olanlar için ayrı bir tüzük çıkarılmıştır.
İdare Merkezini halen
aynı amaçla kullanılan Galata' da Kurşunlu Mahzen civarında Yeraltı Camiinin üstünde
bulunan bu günkü yerine taşımıştır.
Ülkeler genel sağlık için gerek görülen bazı karantina tedbirlerinin düzenlenmesi
için 1851 yılında Paris’te toplanmıştır. Karantina hastalıkları Veba, Kolera ve
Sarıhumma ile sınırlandırılmıştır. Aynı toplantıda karantina süresi tüm ülkeler
için 15 gün olarak belirlenmiştir.
Meclis-i Umuru Sıhhiye 1914 yılında kapitülasyonlarla beraber kaldırılmış yerine
bağımsız Türk doktor ve bilim adamlarının yönetiminde Hudut Sıhhiye Müdüriyeti kurulmuştur.
Birinci Dünya Savaşı yenilgimizle
sona erip İstanbul İtilaf Devletleri tarafından işgal edilince 1918 yılında bu
kez çoğunluğu yabancılardan oluşan Beynelmüttefikin Sıhhiye Kontrol İdaresi kurulmuştur.
Bu gelişmeler ışığında ülkemiz Lozan'da bu kapitülasyonu kaldırmak kararlılığındaydı.
Türkiye idaresi tarafından bağışlanan rüsumu sıhhiye geliri bağımsız Türkiye’nin
Umuru Sıhhiyesi’ne tahsis edilecek ve Sıhhiye Vekaletince bu husus için tanzim edilecek
bir katma bütçede yer alacaktır.
Lozan : 24 Temmuz 1923 tarihinde tanzim edilmiştir.
Buna göre Türkiye 5 sene süreyle danışman unvanı ve Türk memuru olarak 3 Avrupalı
doktorun karantina işlemlerinde çalışmasına izin verecektir.
1923 yılında İstanbul geri alındıktan sonra Beynelmüttefikin Sıhhiye Kontrol İdaresi
dağıtılmış ve Lozan anlaşmasından sonra yerine "İstanbul Limanı ve Boğazları Sıhhiye
Müdüriyeti" kurulmuştur. 1924 yılında bu Müdüriyetin adı "Hudut ve Sevahil Sıhhiyesi
Müdüriyeti Umumiyesi" (Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü) olarak değiştirilmiştir.
20 Temmuz 1936 tarihinde Montreux'de imza edilen Boğazlar Rejimi Hakkındaki Mukavelename
ile Genel Müdürlüğün görevlerinden olan boğazlardan geçecek gemilerin tabi olacakları
koşullar aydınlığa kavuşturulmuştur.
Bu konuda en önemli maddeleri oluşturan 2 ve 3 üncü maddelerin metni aşağıya çıkarılmıştır.
Madde 2- Barış zamanında ticaret gemileri gündüz ve gece bayrak ve yük ne olursa
aşağıdaki 3 üncü madde hükümleri saklı kalmak üzere hiçbir işlem olmaksızın boğazlardan
geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır. Bu gemiler boğazların
bir limana uğramaksızın transit geçerlerken Türk makamlarınca alınması iş bu sözleşmenin
1 sayılı ekinde öngörülen vergilerden ve harçlardan başka bu gemilerden hiç bir
vergi ya da harç alınmayacaktır.
Bu vergilerin ya da harçların alınmasını kolaylaştırmak üzere boğazlardan geçecek
ticaret gemileri 3 üncü maddede belirtilen istasyonun görevlilerine adlarını, uyruklarını,
tonajlarını, gidecekleri yeri ve nereden geldiklerini bildireceklerdir.
Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.
Madde 3- Ege Denizinden ya da Kara Deniz’inden boğazlara giren her gemi Uluslararası
Sağlık Kurulları çerçevesinde Türk yasalarıyla konulmuş olan sağlık denetimi için
boğazların girişine yakın bir sağlık istasyonunda duracaktır. Bu denetim bir temiz
sağlık belgesi (patentası) ya da iş bu maddenin 2. fıkrasındaki hükümlerin kapsamına
girmediklerini doğrulayan bir sağlık bildirisi gösteren gemiler için gündüz ve gece
olabilen en büyük hızla yapılacak ve bu gemiler boğazlardan geçişleri sırasında
başka hiçbir duruş zorunda bırakılmayacaklardır.
İçinde Veba, Kolera, Sarıhumma, Lekeli Humma ya da Çiçek hastalığı olayları bulunan
ya da 7 günden az bir süre önce bu hastalık bulunmuş olan gemilerle bulaşık bir
limandan 5 kez 24 saatten az bir süreden beri ayrılmış olan gemiler Türk makamlarının
gösterebilecekleri sağlık koruma görevlilerini gemiye almak üzere sağlık istasyonunda
duracaklardır. Bu yüzden hiç bir vergi ya da harç alınmayacaktır. Sağlık Koruma
görevlileri boğazların çıkışında bir sağlık istasyonunda gemiden indirileceklerdir.
Lozan Anlaşması Montreaux Sözleşmesiyle kuruluşu tamamlanan, Dünya Sağlık Örgütü
Anayasası'nın 21 ve 22.ci maddeleri uyarınca hazırlanmış ve 6368 sayılı Yasayla
onaylanmış Uluslararası Sağlık Tüzüğü ve Umumi Hıfzısıhha Kanunu ile görevleri şekillenmiş
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü tüm kara hudut kapıları, limanlar ve havalimanlarında
örgütlenmesine devam ederek hizmetlerini sürdürmektedir.
|