|
IRAK
IRAQ
Başkent: Bağdat (Baghdad)
Nüfus :29,671,605 (Temmuz 2010)
Konum: Ortadoğu
İklim: Sıklıkla çöl iklimi; yazları sıcak, kuru, bulutsuz; kışları yumuşak ve serindir. Ancak kuzeyde İran ve Türkiye sınırlarındaki dağlık alanlarda, kış ayları soğuktur ve bazen de bahar başlangıcında eriyen yoğun kar yağışları sonucunda, merkezi ve güney Irak’ta şiddetli sel olabilir.
Sıtma:P. Vivax kaynaklı.
Sarıhumma: Yok
|
.gif) |
|
Uluslararası yolculuklarla ilgili riskler yolcunun özelliklerine (yaş, cinsiyet, sağlık durumu vs.) ve yolculuğun özelliğine (güzergah, amaç, süresi vs.) göre değişir. Uygun koruyucu tedbirler ve özel önlemler, beklenmedik ve kötü sağlık risklerini azaltmaktadır. Bu konuda yetişmiş tıp doktorları birçok konuda yardımcı olmakta ve tavsiyelerde bulunmaktadır. Ancak bilgi almak, ilgili riskleri kavramak ve yolculuk için gerekli önlemleri almak seyahat edecek kişinin kendi sorumluluğundadır. Sağlıksız yiyecek ve içecekler, kazalar, güneşin zararlı etkileri ve böcek ısırıkları gibi yolculuk esnasında karşılaşabileceğimiz önemli sağlık sorunları hakkında bilgi sahibi olmak hayati önem taşır. Bu sağlık problemlerinin bir çoğu aşılama ile engellenemez. Bu yüzden, aşı ve ilaç dışında bazı özel koruyucu önlemlerin de alınması gerektiği unutulmamalıdır.
AŞI İLE ÖNLENEBİLİR HASTALIKLAR İÇİN AŞILAMA
|
Aşı
|
Aşı ile önlenebilir hastalıklar için öneriler ve gereklilikler
|
|
Rutin aşılar
|
Difteri+tetanoz aşısı ve
Hepatit B aşısı tüm yurtdışı seyahatlerinde tavsiye edilir.
|
|
Hepatit A
|
Hepatit A aşısı ile daha önce aşılanmamış olan ve gıda
hijyeninin şüpheli olduğu kırsal bölgelere uzun süreli seyahat edecek kişilere tavsiye
edilir. Hepatit A’nın yaygın olduğu (bkz.
harita) ülkelere çalışmak üzere giden kişilere özellikle önerilir.
|
|
Tifo
|
Tifo riskinin yüksek olduğu,
özellikle küçük kentlere ve köylere giden ve kırsal alanlarda bir süre kalmayı planlayan kişilere, yetersiz
hijyen koşullarına maruz kalanlara, antibiyotiğe dirençli organizmaların var olabileceği
yerleri ziyaret edecek olan kişilere önerilir.
Ancak; temiz içme suyunun ve yiyeceğin hassasiyetle seçilmesi tifoyu önlemede aşıdan
daha önemlidir.
|
Malaria: Çok kısıtlı sayıda ve sıklıkla ülkenin kuzeyinde mayıstan kasıma dek
1500 metrenin altındaki bölgelerde (Dahuk, Erbil, Ta’mim (Kerkuk), Ninawa,
Süleymaniye, Basra) görülebilir.Güneyde ve merkezi bölgelerde; Dicle-Fırat nehir
havzalarından İran sınırına dek olan yerlerde az sayıda, sporadik olabilir.
2009’dan beri hiç vaka bildirilmemiştir.Bağdat,Tikrit ve Ramadi’de malaria riski
yoktur. Tamamen P. Vivax kaynaklıdır. Koruma için ilaç önerilmez. Sadece sinek
ısırmalarına karşı önlem alınması önerilir. Böcek uzaklaştırıcılar
kullanmak, geceleri uyurken cibinlik ile yatmak, sinek bobinleri, böcek
spreyleri, uzun giysiler giymek gibi özel önlemler almak çok büyük önem taşır.
Böceklere karşı alınacak önlemler hakkında buraya tıklayarak detaylı bilgi
alabilirsiniz.
Sarı Humma:Irak’ta Sarı humma hastalığı yoktur. Ancak Irak’a girerken Sarı Humma Hastalığının olduğu bir ülkeden geliniyorsa herkesten Sarı Humma aşısı olunduğuna dair belge görülmek istenir.
ORTADOĞU’DA GÖRÜLEBİLEN DİĞER HASTALIKLAR:
Seyahat İshali:
Seyahatte en sık görülen hastalık ishaldir.Bulaşma çoğunlukla kontamine su veya
yiyeceklerden olur.İnfektif ajanlar; bakteri,virüs,protozoa veya yiyeceklerdeki
toksinler olabilir.Kişisel hijyene dikkat etmek (sık ve iyice elleri yıkamak),
suyun temizliğine önem vermek, yiyecek hijyeninin uygun olması infeksiyonu
önlemede uygulanacak en önemli metodlardır.Sekiz saatin içinde üç veya daha
fazla veya 24 saatte beş ya da daha çok yumuşak dışkılama olursa, özellikle de
bu; bulantı, kusma,kramp,ateş veya dışkıda kanla birlikteyse ilaç kullanımı
gereken ciddi bir ishal olarak kabul edilebilir. Genellikle Kinolon grubu bir
antibiyotik (Ciprofloxacin,Levofloxacin) yazılır.Kinolonlar genellikle iyi
tolere edilirler, ancak bazen güneşe hassasiyet yapabilirler; ayrıca
gebelere,çocuklara veya kinolon alerjisi olanlara kesinlikle
verilmemelidirler.Alternatif olarak Rifaximin ya da Azitromisin
verilebilir.Rifaximin ateşi olan ya da kanlı diaresi olanlarda kullanılmaz,
ayrıca 12 yaşın altında ve gebelerde de kullanılmamalıdır. Azitromisin
eritromisin ve ilişkili antibiyotiklere alerjisi olanlarda kullanılmamalıdır.
Loperamide veya Difenoksilat gibi bir antidiareik ilaç barsak hareketlerini
yavaşlatacak, ancak tamamen de durdurmayacak şekilde dozajı ayarlanarak
verilebilir. Loperamide ve Difenoksilat iki yaşın altında çocuklara
kullanılamaz. Çoğu seyahat ishali hafiftir ve ne antibiyotik ne de antidiareik
ilaç gerektirmez.Yeterli ve uygun sıvı alımı önemlidir.Ağır ve kanlı diare
varsa,titremeyle ateş mevcutsa veya karın ağrısı şiddetliyse, ya da diare 72
saatten uzun devam ediyorsa tıbbi yardım istenmelidir.Antibiyotiklerin
profilaktik (daha olmadan diareyi önlemek için) alımı yan etki riskinden ötürü
önerilmez, ancak bağışıklık sistemi baskılanmış olan kişilerde farklı önlemler
alınabilir.
Tifo: Salmonella enfeksiyonlarının en ciddi olanıdır. Irak’a seyahat edecek veya çalışmaya gidecek herkesin Tifo aşısı yaptırması tavsiye edilir.
Kızamık: 2008-2009 yılında merkezi Irak’tan başlayan ve giderek kuzeye ve güneye doğru yayılan vakalar bildirilmiştir.
Kuş Gribi: 2006 yılında Irak’ta ikisi ölümle sonuçlanan üç adet kuş gribi vakası bildirilmiştir.
Kolera: Irak’ta aktif olarak birçok salgın bölgeleri bildirilmiştir. 2008 yılında en yüksek sayıda vaka görülen yerler; Babil,Bağdat,Kerbela,Diwanyia,Basra,Necef,Muthana, daha az sayıda vaka görülen yerler; Anbar, Maysan,Erbil,Wasit,Diala olarak bildirilmiştir.2008 yılında 925 konfirme vaka olduğu, bunların 11’i ölümle sonuçlanmıştır.2007 yılında daha büyük bir salgın Kerkük’ten başlamış, ülkenin genelinde yayılmıştır.4696 vaka konfirme edilmiş,bunların 24’ü ölümle sonuçlanmıştır.Çoğu vaka kuzeydoğu Irak’taki Süleymaniye, Kerkük ve Erbil civarında rapor edilmiştir.Az sayıda vaka da Tikrit, Diala, Musul, Basra, Bağdat,Dahuk,Anbar ve Wasit’ten bildirilmiştir.Kolera’nın başlıca belirtileri ciddi vakalarda dehidratasyon ve ölümle sonuçlanan şiddetli sulu diare ve kusmadır.Kötü sanitasyon,yoksulluk,aşırı nüfus fazlalığı gibi durumlarda tipik olarak içme suyunun kontamine olmasıyla salgınlar oluşur.Tüm seyahat edenler yiyecek ve içecek sanitasyonuna dikkat etmelidirler.
Akut Eosinofilik Pnömoni: 2004 yılında Irak’tan geri dönen Amerikan askeri personelinin bir kısmında sebebi belirlenemeyen bir hastalık olan akut eosinofilik pnömoni tespit edilmiştir. Sorumlu olabilecek herhangi bir enfeksiyöz etken ya da çevresel faktör bulunamamıştır. Tespit edilen 18 vakanın 2 tanesi ölümle sonuçlanmıştır.Ayrıntılı bilgi için: JAMA (Journal of the American Medical Association)2004;292:2997-3005 AF Shorr et al,”Acute Eosinophilic Pneumonia Among US Military Personnel Deployed in or near Iraq”.
Bruselloz :Doğrudan hayvan temas yoluyla veya enfekte hayvanların pastörize edilmemiş süt ürünleri tüketimi ile insanlara bulaşan evcil ve yabani hayvanların bir enfeksiyonudur. Sığır, keçi, koyunlar enfeksiyonun en sık görülen kaynağı olmasına rağmen domuz, manda (buffalo), deve, yak (Tibet sığırı) gibi hayvanlarda da görülebilir. Özellikle keçi,koyun veya deve sütünden yapılan taze peynirden ve enfekte hayvanlarla direkt temasla geçer.Tarım çalışanlarının, veterinerlerin ve mezbaha çalışanlarının meslek hastalığıdır.Kuluçka süresi genellikle 1-4 hafta arasında değişmektedir. Belirtileri ateş, halsizlik, depresyon, iştahsızlık, baş ağrısı, kas ağrıları ve sırt ağrısı olabilir. Komplikasyonlar artrit, hepatit, endokardit ve menenjit içerebilir. Enfeksiyon kısa süreli olabilir ya da yıllarca sürebilir. Tanı kan kültürü veya serolojik testler ile konur. Tedavi seçenekleri doksisiklin artı rifampin, doksisiklin artı streptomisin ve rifampisin artı bir kinolon sayılabilir. Bir aşı şu anda mevcut değildir. Önleme; potansiyel enfekte hayvanlarla ve vücut sıvıları ile temasın sınırlı tutulması, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden kaçınmayla olur.
Kene-Kaynaklı Rekürren (Tekrarlayan) Ateş :Lyme hastalığına da neden olan spiroketler olarak bilinen bakteri ailesinden Borrelia tipi mikroorganizmalarla oluşur. Bakteri Ornithodoros tipi kenelerin ısırması aracılığıyla insanlara bulaşır. Borrelia duttoni,Borrelia hermsii, Borrelia parkerii etkenlerdir.Sıklıkla Afrika,İspanya,Suudi Arabistan,Asya,Amerika Birleşik Devletleri’nin batısında belli alanlarda ve Kanada’da görülür. Amerika Birleşik Devletleri’nde genellikle Mississippi Nehri’nin batısında, özellikle dağlık batı bölgelerde ve güneybatının yüksek çöl ve ovalarında sıktır.California,Utah,Arizona,New Mexico,Colorado,Oregon,Washington’un dağlık bölgelerinde enfeksiyon kaynağı genellikle Borrelia hermsii’dir ve bulaş sıklıkla ormanlardaki kabinlerden olur.Riskin Amerika Birleşik Devletleri’nin güneydoğusuna dek yayıldığı bildirilmektedir.Hastalık ateşin azalması ve kişinin oldukça iyi hissettiği dönemler ile dönüşümlü; ateş, titreme, baş ağrısı, vücut ağrıları, kas ağrıları ve öksürük dönemleri ile karakterizedir. Ateşli dönemler 3 gün kadar sürebilir.Yeni bir ateşli dönem gelmeden önce 2 hafta kadar ateşsiz bir dönem geçirilebilir.Komplikasyonlar kanama bozuklukları, zatürree, menenjit, kranial sinir felci, yarım felç, koma içerebilir.Tedavi olmayan hastalıktan ölüm oranı %4-%10 arasıdır. Tetrasiklin, eritromisin ve penisilin tekrarlayan ateş tedavisinde kullanılmaktadır. Antibiyotiğin ilk dozunu genellikle üşüme, titreme, ateş ve kan basıncında düşme ile karakterize şiddetli bir reaksiyon (Jarisch-Herxheimer reaksiyonu) izler. Tekrarlayan ateş için bir aşı yoktur. Ancak yapılan bazı çalışmalar kene kaynaklı rekürren ateşin, kene ısırması şüphesi olanlara doksisiklin verilerek önlenebilir olduğunu gösterdi. Rekürren ateşin olduğu bölgelere seyahat edecek yolcular keneye karşı önlem almalı ve kişisel hijyene her zaman dikkat etmelidirler.Irak’ta nadir olarak bildirilmiştir.
Bit-Kaynaklı Rekürren Ateş: Kene kaynaklı rekürren ateşe göre daha ciddidir.Spesifik vektörü insan vücut bitidir(Pediculus humanus)(Pediculus pubis vektör değildir).Borrelia recurrentis bakterisiyle oluşur.Hayvan rezervuarı yoktur.Enfekte kişileri ısıran bitler Borrelia organizmalarını alır,bakteriler bitin barsaklarında çoğalır.Enfekte bit,sağlıklı bir kişiyi ısırdığında,kişi bitin ısırdığı yeri kaşır veya biti ezerse;sağlam veya çizilmiş deriden ya da müköz membranlardan bakteri vücuda ve kan dolaşımına girer.Savaş, yoksulluk, kıtlık ve aşırı nüfus fazlalığının olduğu ülkelerde(bu durumlar bit infestasyonunu kolaylaştırır) endemiler görülür.Kalabalık sığınmacı ve göçmen kampları kurulmasına yol açan sivil savaşlarda da hastalığın görülme şansı artar.Sık görüldüğü yerler Asya, Afrika, Orta ve Güney Amerika’dır.Etiopya ve Sudan’da oldukça sıktır.Gelişmekte olan ülkelerin hastalığıdır.En büyük epidemisi 1. Ve 2. Dünya Savaşları sırasında olmuş,en az 1 milyon kişi bu epidemiler sırasında hayatını kaybetmiştir. Özellikle Ortalama kuluçka dönemi 7-8 gündür.Aniden belirtiler başlar: Ateş, başağrısı,kas ağrıları ve titremeler,eklem ağrıları,zayıflık,anorexia,kilo kaybı,öksürük olabilir.Primer ateşli dönem,tipik olarak 3-6 gün sonra ,öldürücü olabilecek bir şoku tetikleyebilen bir krizle sona erer. 7-10 gün sonra ilk relaps(tekrarlama) aniden oluşur.Daha sonraki relapslar daha hafif geçer.Primer ateşli dönem ortalama 3 gün sürer.Antimikrobiyal tedaviyi takiben genellikle üşüme, titreme, ateş ve kan basıncında düşme ile karakterize şiddetli bir reaksiyon (Jarisch-Herxheimer reaksiyonu) oluşur. Tedavi edilmeyen vakalarda ölüm oranı %30-70 arasındadır.Tedavide tetrasiklin, kloramfenikol, eritromisin, doxycycline veya penisilin kullanılabilir.
Bit-Kaynaklı Rekürren Ateş Kuzey Irak’ta endemiktir.
Schistosomiasis: Hastalıklı kişilerin parazit yumurtası taşıyan idrar veya dışkılarıyla kirlenmiş ve salyangoz içeren sularla yıkanma, banyo alma veya bu sularda yüzme ile bulaşan bir parazitik enfeksiyondur.Suya ulaşan yumurtalar, açılır ve parazitin salyangozları enfekte eden olgunlaşmamış bir formu açığa çıkar.Parazit salyangozda gelişimine devam eder ve sağlam insan derisini delerek girecek kapasiteye sahip bir aşamaya gelir(cercariae).İnsan konağına girdiği zaman parazit olgun bir solucana dönüşür ve yumurta bırakır, yumurtalar parazit türüne göre idrar kesesine (üriner schistosomiasis), barsaklara (intestinal schistosomiasis) veya karaciğere (hepatik schistosomiasis) göç edebilir.Erken belirtiler: ateş, iştah kaybı, kilo kaybı, karın ağrısı, zayıflık, baş ağrısı, eklem ve kas ağrıları, ishal, bulantı ve öksürük olabildiği gibi çoğu enfeksiyonda başta hiç belirti olmayabilir.Uzun dönem komplikasyonları arasında böbrek yetmezliği (üriner schistosomiasis) veya malabsorpsiyon,karaciğer ve dalak büyümesi, özefajial kan damarlarında dolgunluk, karın boşluğunda sıvı birikmesi (intestinal veya hepatik schistosomiasis) olabilir.Bazen, yumurtalar beyne ya da omuriliğe taşınırsa havale veya paraliziye yol açabilir. Çoğu schistosomiasis formları için seçilecek ilaç praziquantel'dir. Şu anda aşısı mevcut değildir.Schistosoma hematobium ile enfeksiyon riski Irak’taki Fırat ve Dicle nehirleri boyunca (kuzeyde Samarra’ya dek),özellikle merkez bölgelerinde sıktır. Bu nehirlerin kolları, sulama kanalları, bataklık alanlar, kentsel alanlar dahil endemik olarak görülür.Tall Kayft bölgesinde Musul’un kuzey kısımlarında izole enfeksiyon mevcuttur.Ülkenin İran sınırında, kuzeydoğu bölgesindeki dağlık alanlarda: Erbil, Kerkük, ve Süleymaniye’de risk yoktur. Basra’nın güneyinde bulaş görülmez.Ana konakçı salyangoz: Bulinus truncatus’tur.Afrika'ya seyahat edenler, özellikle yüzme, suda yürüme veya rafting yapanlar schistosomiasis için en büyük risk grubunu oluşturur. Avrupa'da yapılan yeni çalışmalara göre enfeksiyonun en çok importe edildiği ülkeler; Mali,Senegal,Gana,Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda'dır. Bu tip ülkelere misyoner veya gönüllü olarak gidenler en yüksek riske sahiptir. Bazen hastalık Asya veya Güney Amerika'ya gittikten sonra da görülebilir.Özellikle Karayipler, Güneydoğu Asya, Güney Amerika ve Afrika sık görüldüğü yerlerdir.Hastalığı önlemenin anahtarı schistosomiasisin bulunabileceği yerler olan göl,nehir,dere,su birikintileri gibi su kaynaklarından uzak durmaktır.Tuzlu su (deniz suyu) ve klorlu havuzların schistosomiasis riski taşımadığı düşünülür.Banyo veya duş için kullanılan su en az beş dakika 65,5 Santigrad (150 derece Fahrenheit) dereceye ısıtılmalı veya en az üç gün salyangoz içermediğinden emin olunan bir depolama tankında tutulmalıdır (cercariae’ların hayat döngüsü 2-3 gün olarak kabul edildiğinden). İçme suyu on dakika kaynatılmalıdır veya klor tabletleri kullanılmalıdır (cercariae’lar ağız mukozasını oyarak vücuda girebilirler). Önlenemeyen bir şekilde veya kazayla kontamine suyla temas oluşursa havlu ile kurulanmak schistosomiasise yakalanma riskini azaltabilir, ancak güvenilir olarak hastalığı önlemez ve üstte bahsedilen önlemlerin yerini kesinlikle alamaz. Klorlu havuz suları güvenli kabul edilir.
Leishmaniasis: Üç formda oluşabilen bir parazitik hastalıktır;
(1)Visceral Hastalık:Ateş, kilo kaybı, kansızlık, aylar ve yıllar içinde gelişen karaciğer ve dalak büyümesiyle karakterizedir. Ölümcül olabilir.
(2)Kutanöz Hastalık:Haftalar ve aylar içinde vücudun maruz kalan bölgelerinde cilt ülserleri gelişmesi ile kendini gösterir.Öldürücü değildir, ama krater şeklinde yüzde lezyon yaparak ciddi şekil bozukluklarına neden olabilirler.
(3)Mukokütanöz Hastalık:Burun, ağız ve boğaz müköz membranlarında şekil bozucu erozyonlarla karakterizedir.
Hastalık tatarcık denilen, sivrisineğin üçte biri kadar büyüklükte bir sinek tarafından bulaştırılır.Tatarcıklar, larvalarının sıcaklık, nem ve organik madde bulabileceği yaprak çöpleri, çamur, çöp yığınları,yaşlı ağaç kabukları, evlerdeki yarıklar gibi yerlerde çoğalırlar.Tipik olarak gün batımından gün ağarana dek ısırırlar,ancak rahatsız edilirlerse gündüz de ısırabilirler.İnsanlara evcil ya da vahşi rezervuar konakçılardan (genellikle köpek ve tilkiler) da geçebilirler. En yoğun olarak mayıstan ekime dek görülürler.Halen aşısı yoktur.Esas önleme şekli böcekten korunma işlemleridir,sivrisinekler için uygulanan korunma yöntemleriyle hemen hemen aynıdır, ancak tatarcıklar daha ufak boyutlu olduklarından cibinlikler daha küçük delikli ve daha sık dokunmuş olmalıdır (lineer 2,5 cm başına en az 18 delik olacak şekilde). DEET içeren repellentler cilde, permethrin sprey ya da solusyon kıyafet ve diğer materyallere sürülebilir, uyurken de Permethrinle kaplı cibinlik kullanılabilir.Leishmania Irak’ta yaygındır. Çoğunluğu Kutanöz Leishmania’dır.Bulaşmanın en sık olduğu zaman tipik olarak mayıs-ekim arasıdır.Halen Bağdat’ın yaklaşık 130 km güneyindeki Qadisiyah güney bölgesinde yayılmaya devam etmektedir.Tatarcık aktivitesi ve dolayısıyla hastalığın yayılımı Irak’ta giderek artmaktadır.Mayıs 2009’da Bağdat’ın 350 km güneyindeki Missan (Maysan) güney bölgesinde; şubat 2008’de de Bağdat’ın 130 km güneyindeki Qadisiyah güney bölgesinde leishmaniasis salgınları olmuştur.Özellikle Irak- Suriye sınırına yakın bölgelerde ( örneğin Tall-Afar) ve İran-Irak sınırında (Balad-Ruz, Kanaquin, Mandali, Tursaq)’tan vakalar bildirilmiştir.Viseral leishmaniasis merkezi ve kuzey Irak’ta yine mayıs-ekim ayları arasın da görülür.Kutanöz Leishmania vakaları Irak’ta (özellikle An Nasiriyah ve Bağdat kentsel alan ve kent çevresi alanlarda), Kuveyt’te (Irak sınırı yakınlarında) ve Afganistan’da rapor edilmiştir.
Hepatit E: Birçok ülkede sporadik olabildiği gibi epidemiler halinde de görülebilen, karaciğerin viral bir hastalığıdır.Virus genel olarak kontamine içme suyuyla bulaşır.İçme suyuna kanalizasyon karışmasıyla ve ayrıca çiğ veya iyi pişirilmemiş kabuklu deniz hayvanlarının yenmesiyle de bulaşabilir.Çiftlik hayvanları viral rezervuar görevi görebilirler. Gelişmekte olan ülkelerde Hepatit E’nin önlenmesi başlıca olarak temiz su kaynaklarının sağlanması ve genel sanitasyon ve hijyenin iyileştirilmesiyle olur.Epidemiler sıklıkla yoğun sağanak yağışlar sonrasında oluşur.Kuzey Irak bölgesinde anti-HEV antikor prevalansının %17,5 civarında olduğu rapor edilmiştir.Eylül 2004’te Bağdat’taki Sadr şehrinde ve Bağdat’ın 56 km güneyindeki Mahmudiye kentinde Hepatit E salgını rapor edilmiştir.Kuluçka dönemi 2-9 hafta arasında değişir. Belirtiler; ateş, sarılık, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısıdır.Hastalık genellikle 1-6 haftada komplikasyonsuz iyileşir.Ancak, bilinmeyen bazı nedenlerle, Hepatit E olan gebe kadınların %15-20 ölüm oranı olan fulminant hepatit geliştirme riskleri çok yüksektir. Hepatit E enfeksiyonuna, kanda hepatit E virüsüne karşı gelişen antikorların ölçümüyle tanı konur. Tedavisi yoktur. Hastalığın endemik olmadığı ülkelerde hazırlanan immünglobülinin koruyucu olmadığı belirtilmektedir.Deneyimsel bir aşı geliştirilmiştir, ancak henüz yaygın olarak ulaşılabilir değildir. Korunmanın en iyi yolu yiyecek içecek hijyeniyle ilgili önlemlere sıkı uymaktır.
Hepatit C: Genel populasyonda prevalansı %0,5’tir.Dünyada 200 milyonun üzerinde insan HCV ile enfektedir(dünya nüfusunda insidans yaklaşık %3,3).İstatistiksel olarak AIDS etkeni olan HIV ile enfekte kişi sayısı kadar HCV ile enfekte kişi olduğu kabul edilir.Virüs; yeterli kontrol edilmemiş kan transfüzyonuyla, kan ürünleriyle, kontamine iğnelerle, dövme ve piercing için kullanılan enstrümanlarla geçer.Seyahat edenler, kan ve kan ürünlerinin yeterli kontrolünün olmadığı ülkelerde bir kaza sonrası kan transfüzyonu gerekirse risk altındadırlar.Vücut piercinginden ve dövme yaptırmaktan kaçınmak gereklidir.Virüs, insandan insana cinsel temasla da geçebilir.Hepatit C Irak’ta endemiktir.
Tüberküloz: İnsandan insana havadaki bulaşıcı damlacıkların solunum yoluyla alınmasıyla geçer. Gelişmekte olan ülkelerdeki arkadaş ve yakınlarını ziyaret edenler, sağlık sektörü çalışanları (diş hekimleri, doktorlar, hemşireler ve laboratuvar teknisyenleri), uzun dönemli seyahat edenler ve yerel halkla uzun dönem kontakt kuranlar (öğretmenler,misyonerler, barış gönüllüleri) özellikle risk altındadır. Riskte olan yolcular seyahate çıkmadan önce TB deri testi yaptırmalı ve tüberkülozun yaygın olduğu ülkeden çıktıklarında tekrar testi yaptırmalıdır.Tüberküloz Irak’ta yüksek oranda endemiktir (Yılda 100 000 kişide 40 vakaya eşit veya daha çok).
Echinokokoz: Potansiyel olarak ölümcül olabilen ,vahşi yada besi hayvanlarını ve insanları etkileyen parazitik bir hastalıktır.İnsanlar kazayla Echinococcus multilocularis şerit yumurtalarını yutarak enfekte olurlar.İnsanlar bu yumurtalara, enfekte tilki yada çakalların dışkılarıyla kontamine olmuş yiyecekleri yiyerek maruz kalırlar. Bu tip yiyecekler; yeşillikler,yenilebilir bitkiler,tarlalardan toplanmış böğürtlenler olabilir.Enfekte kedi ya da köpek besleyenlere de hastalık bulaşabilir.Bu ev hayvanları şerit yumurtalarını dışkılarında çıkarabilirler ve tüyleri de kontamine olabilir.Yiyeceklerin çok iyi pişirilmesi ve her yemek öncesi el yıkanması gibi basit hijyen tedbirleri enfekte yumurtaların insan sindirim sistemine geçmesini önleyebilir.
Endemik Pire-Kaynaklı Tifüs: Endemik tifüs (murin tifüs) Rickettsia typhi bakterisiyle olur ve fareleri enfekte eden pirelerle ; özellikle depolar,depo mağazalar,tahıl ambarlarında bulunulduğunda geçer.Pireyle enfekte fareler yıl boyunca nemli tropik alanlarda, özellikle liman veya nehir kenarlarında bulunabilirler. Ilıman bölgelerde en çok sıcak yaz aylarında görülürler.Hastalık riskini azaltmanın en iyi yolu vektör veya hayvan konakçılara maruziyetin kısıtlanmasıdır. Mesleği gereği farelerle teması olanlar (doğabilimciler, jeologlar,tarım çalışanları) vektörle enfekte habitatlardan uzak durmalı,repellent kullanmalı ve önleyici kıyafet giymelidir.Irak’ta güney bölgelerden sporadik vakalar bildirilmiştir.
Epidemik Bit-Kaynaklı Tifüs: Rickettsia prowazekii bakterisiyle olur.Göçmen veya sığınmacı kampları, hapishaneler gibi aşırı kalabalık ama uygun hijyen koşullarının olmadığı yerlerde sıktır. Asya,Afrika,Orta ve Güney Amerika’nın serin dağlık bölgelerinde yaşayanlarda da görülebilir.Amerika Birleşik Devletleri’nin doğu bölgelerinde,uçan sincaplara veya yuvalarına temas eden kişilerde de görülmüştür.Hastalık bakteriyle enfekte insan vücut bitleri ile yayılır.Bu bitler,hastalıklı bir kişinin kanıyla beslenince enfekte olurlar, enfekte bitler daha sonra dışkılarında enfektif materyal çıkarırlar.İnsanlar, bu enfektif dışkının veya ezilmiş enfekte vücut bitinin derideki küçük kesik veya çatlaklara temas etmesiyle enfekte olurlar.İnsanlara hastalığı yayan bitin ısırması değil, dışkısıdır.Tozlu yerlerde kurumuş enfekte bit dışkısının solunmasıyla da hastalık geçebilir.Uçan sincaplardan insanlara nasıl geçtiği tam anlaşılamamıştır.Belirtileri;ateş,başağrısı,titreme,yorgunluk,kas ağrılarıdır.Etkilenen kişilerin %50’sinde sırt,göğüs,karında başlayan ve sonra yüz,avuç içleri,ayak tabanlarına yayılan kırmızı döküntü oluşur.Gözlerde ışığa hassasiyet oluşabilir.Ciddi vakalarda böbrek yetmezliği ve ensefalit oluşabilir.Belirtiler genellikle maruziyetten 12 (7-14) gün sonra oluşur.Antibiyotik(tetracycline) tedavisi uygulanır.Herhangi bir aşısı mevcut değildir.Irak’ta nadirdir.
Veba: Yersinia pestis tarafından oluşturulan genellikle kemirgenlerin zoonotik bir bakteriyal enfeksiyonudur. İnsan ve hayvanlara enfekte pirelerin ısırmasıyla geçer. İnsandan insana solunumla damlacık yoluyla geçer.Hızlı teşhis ve antibiyotik tedavisi çok önemlidir, çünkü tedavi edilmezse enfeksiyonun ölüm oranı yüksektir. Veba aşısı artık piyasadan temin edilememektedir.Mesleki olarak vahşi kemirgenlere maruz kalan çalışanlar (antropolojistler, arkeologlar, jeologlar,mağara araştırıcıları) veya endemik bölgelerdeki avcılar, uzun yürüyüş yapanlar, kampçılar kemirgenlerle kontakttan kaçınmalıdır.Irak’ın doğu kesimleri, özellikle Khanaqin civarı bilinen risk bölgeleridir.
Kuduz : Kırsal alanlarda uzun zaman geçirecek olan yolcular, özellikle kamp yapma, bisiklete binme, uzun doğa yürüyüşleri planlayan yolcular; veterinerler gibi belirli mesleki riski olanlar, çok uzun süre risk içeren bölgelerde kalacak olanlar; etçiller, yarasalar ve diğer memelilerle direkt teması olacak kişiler kuduz riskini her zaman akılda tutmalıdır. Çocuklar özellikle daha yüksek riskli gruptur çünkü hayvanlarla oynamaya daha çok meyillidirler, ayrıca daha ciddi ve kötü ısırılırlar ve ısırıldıklarını söylemeyebilirler. Tetanoz aşınızın yapıldığından ve koruyuculuk tarihini geçirmediğinizden emin olun.Kedi ve köpekler de dahil olmak üzere hayvanlara dokunmayın ve beslemeyin. Sağlıklı ev hayvanı gibi gözükenlerde bile kuduz olabilir. Çocukları her zaman hayvanların etrafındayken dikkatlice izleyerek güvenliklerinden emin olun.Isırılır veya tırmalanırsanız, yarayı sabun ve suyla iyice yıkayın ve hemen bir doktora gidin. Seyahatinizden sonra; seyahat sırasında ısırıldı veya tırmalandıysanız dönüşünüzde mutlaka bir kuduz tedavi merkezine başvurun.
HIV Testi : Ülkede uzun süre kalacak kişilerden HIV Testi istenmektedir. Bilgi için Irak Konsolosluğu ile kontakt kurulabilir.
Boutonneuse Ateş (Akdeniz Benekli Ateşi): Rickettsia conorii ‘nin neden olduğu bir hastalıktır. Kenelerden bulaşır. Kenenin ısırdığı yerde oluşan düğme-benzeri siyah ülser (Bouton=Fransızca düğme) nedeniyle bu isim verilmiştir. Akdeniz Benekli Ateşi, Akdeniz Kene Ateşi, Marsilya Ateşi, Kenya Kene Tifüsü, Güney Afrika Kene Tifüsü, Hindistan Kene Tifüsü, İsrail Kene Tifüsü gibi coğrafi lokalizasyona göre farklı isimler verilebilmektedir.Köpeklerde bulunan ve Rickettsia conorii ile enfekte kahverengi kenelerin ( Rhipicephalus sanguineus) ısırmasıyla geçer. Köpeklerle yakın temasta olan kişiler, potansiyel enfekte kenelere maruz kalma açısından en yüksek riske sahiptir. Nadiren; kenenin ezilmiş vücudu ya da dışkısı deri veya müköz membranlardaki çatlaklardan girerse de enfeksiyon oluşabilir.Belirtileri enfekte kenenin ısırmasından 5-7 gün sonra başlar. Yüksek ateş, şiddetli başağrısı, 2-5 mm çapında, kenenin ısırdığı yerde oluşan siyah küçük bir ülseröz yara, yaygın kırmızı makülopapüler döküntü ( özellikle bacaklarda, avuç içleri ve ayak tabanlarında ),kas ve eklem ağrıları, titreme, bulantı, kusma, konjonktivit olabilir.Tedavide ilk seçim Doxycycline’dir. Hastalar tipik olarak tedaviye başlandıktan 24 saat sonra iyileşmeye başlarlar. Bu hastalığın aşısı yoktur. Kene ısırıklarından korunmak gerekir. Kenelerin yoğun bulunduğu yerlerde bulunulduğunda (uzun çimler, otlar, çalılık, ağaçlık alanlar, yaprak çöpleri) sık dokunmuş çorap giyilmeli, uzun pantolon giyilerek, paçaları ayakkabı ya da botların içine sokulmalı, kenelerin daha rahat farkedilebilmesi için açık renkli kıyafet giyilmelidir.Cilt ve giysiler için DEET içeren repellent kullanılmalıdır. Cilt için %20-50 konsantrasyonda DEET içermelidir (N,N-dietil-meta-toluamide). Çocuklar ellerini sürekli ağız ve gözlerine götürdüklerinden çocukların ellerine sürülmemelidir. Yetişkinlerin de gözlerine, ağzına, irrite olmuş ya da yaralı cilde sürülmemelidir. Sivrisinek, kene ve diğer artropodlara maruziyet kalmadığında DEET yıkanarak çıkarılmalıdır. Giysiler için Permetrin kullanılabilir.Cilde yapışan bir kene çıplak elle tutulmamalıdır. Çıkarılmak istendiğinde eldiven takarak , ince uçlu bir cımbız kullanılmalıdır.Vücuda yapışık ağız kısmından tutularak yavaşça sağa sola çevirip, sallayarak vida söker gibi çıkartılmalı veya bir sağlık kurumuna başvurarak müdahale edilmesi istenmelidir.Kenenin vücudu asla sıkılmamalı ve alev,aseton, vazelin, alkol gibi kimyasal maddelerle keneyi çıkarmaya çalışmamalıdır. Bu tip durumlarda kenenin enfekte vücut sıvılarının ciltle temas ederek vücuda girme olasılığı artar. Çıkarıldıktan sonra yara yeri yıkanmalı ve antiseptik uygulanarak, keneyi de temiz bir kutuya koyup, en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir.Irak’ta nadirdir.
Tatarcık Ateşi (Sand fly fever): Flebovirüslerle oluşan bir hastalıktır.Bu virüslerle enfekte olmuş tatarcıkların ısırmasıyla geçer, Avrupa,Asya, Afrika ve Latin Amerika’da görülebilir.Primer olarak sıcak, kuru havanın hakim olduğu tropikal ve subtropikal alanlarda sıktır.Sebep olan virüsün vektörü geceleri ısıran tatarcıklardır.Belirtiler ısırılmadan 3-6 gün sonra başlar;ateş, başağrısı,bulantı,halsizlik,kas ağrıları olur. Genellikle çok ağır seyretmez,Destekleyici sıvı tedavisi ve analjezikler genellikle yeterli olur.Tatarcık ısırıklarından korunma (özellikle gece vakti) hastalığı önlemede birincil önemdedir.Irak’ta enfeksiyon riski yalnızca Suudi Arabistan’la güneydoğu sınırı civarında mevcuttur.
Kırım-Kongo Hemorajik Ateşi: Nairovirüslerle oluşur.Çiftlik hayvanları (özellikle koyun, keçi, sığırlar), kuşlar(özellikle devekuşları) konakçılarıdır.Enfekte hayvanlar veya bu hayvanların dokularıyla direkt temasla, enfekte bir insanla temasla veya kene ısırığıyla insanlara geçiş olabilir.Sıklıkla çiftlik hayvanlarıyla çalışan kişilerde(çiftlik sahipleri,çobanlar,kasaplar,mezbaha çalışanları,veterinerler) görülür.Enfekte kişileri tedavi eden sağlık çalışanları da risk altındadır.İlkbahar ve sonbaharda pik yapar.Kene ısırığından 1-3 gün sonra veya direkt hayvan temasından 5-6 gün sonra belirtiler başlar;önce ateş,kas ağrıları,sırt ağrısı,eklem ağrıları, başağrısı, sersemlik,ışığa hassasiyet, bulantı,kusma,daire,karın ağrısı olabilir. Kanama pıhtılaşma mekanizmalarının bozulması sonucu yüz ve göğüste kırmızı döküntüler,gözlerde kızarıklık, gövde,kol ve bacaklarda morluklar,burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülür.Karaciğer,böbrek ve solunum yetmezliğine dek gidebilen komplikasyonlar olabilir.Antiviral tedavide ribavirin kullanılabilir.Halen aşısı yoktur.En iyi önleme şekli keneye karşı önlem almak ve enfekte hastaları tedavi ederken ya da hayvan dokularıyla uğraşırken eldiven ve koruyucu kıyafet giymektir.
Dengue Ateşi:İnsanlara enfeksiyonu taşıyan sivrisinekler aracılığıyla bulaşan Flavivirüs grubuna dahil virusun neden olduğu viral bir hastalıktır.Gündüz vakti ısıran Aedes sivrisinekleriyle geçer(genellikle güneş batımından sonra ısıran sıtma vektörü Anofel sivrisineklerinden farklı olarak). Farklı bölgelerde farklı zamanlarda pik yapabilir:Güneydoğu Asya’da haziran ve eylülde, Güney Merkez Asya’da ekimde, Güney Amerika’da martta ve Karayipler’de ağustos ve ekimde gibi.Tipik grip benzeri belirtileri vardır; ateş,kas,eklem ve baş ağrısı,bulantı,kusma gibi belirtileri döküntü izler.Çoğu vaka hafiftir,birkaç günde kendiliğinden geçebilir. Ancak bazen aşırı kanamaya sebep olabilir(Dengue Kanamalı Ateşi) veya şiddetli tansiyon düşmesi olabilir(Dengue Şok Sendromu),bu durumlar ölümcül olabilir.Bu tip komplikasyonlar için en çok risk altında olanların 15 yaşın altında olup, ikinci kez Dengue enfeksiyonu geçiren çocuklar olduğu görülmüştür.Bol sıvı alımı,analjezikler dışında tedavisi yoktur. Ciddi vakalar destekleyici tedavi için hastaneye yatırılmalıdır.Aşısı yoktur.Önlemekte en önemli husus böcek önleyici önlemlerdir.Irak’ta güney bölgelerde görülebilir.
Şarbon :Bacillus anthracis denilen bir bakteri ile oluşur. Üç tipi vardır: Deri (kütanöz) şarbonu, Akciğer(İnhalasyon)şarbonu, Sindirim sistemi (Gastrointestinal) şarbonu.Enfekte hayvan ürünleriyle (yün gibi) temasla veya bu ürünlere bulaşmış şarbon sporlarını soluyarak, yada yine enfekte hayvanların etinin iyi pişirmeden yenilmesi ile bulaşır.Birçok vakada, deri şarbonu erken antibiyotik tedavisine iyi cevap verir.Gastrointestinal şarbon daha ciddidir ve vakaların yarısından çoğu ile dörtte biri arasında bir sayıda ölüm riski içerir. İnhalasyon şarbonu en tehlikeli olandır ve tedaviye başlansa bile oldukça yüksek ölüm oranına sahiptir.Deri şarbonunun ilk belirtisi sporların girdiği yerde ufak bir şişlik, daha sonra kabarcık, en sonunda da ortası siyah olan bir deri ülseridir (Kara Kabarcık).Bunların hiçbiri ağrılı değildir. Gastrointestinal şarbonun belirtileri önce bulantı, iştah kaybı, kanlı daire,ateş; daha sonra mide ağrısıdır.İnhalasyon şarbonu ise tipik bir soğuk algınlığı, grip gibi başlar,boğaz ağrısı, hafif ateş,kas ağrıları olabilir.Daha sonra göğüs ağrısı, öksürük,nefes darlığı, kas ağrıları, yorgunluk gelişir.Belirtiler temastan yedi gün sonra başlar. Bu süre solunumsal şarbon için 42 güne kadar çıkabilir. Erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Maruziyet sonrası henüz hastalık oluşmadıysa sağlık yetkilileri tarafından antibiyotik (ciprofloxacin, levofloxacin, doxycycline, penicilin) ve aşı kombinasyonu; şarbonu temas sonrası önlemek için kullanılır.Enfeksiyon oluştuktan sonra ise 60 günlük antibiyotik tedavisi uygulanır. Başarı şansı şarbon tipine ve tedavinin ne kadar çabuk başlandığına bağlıdır.Şarbonun aşısı mevcuttur. Ancak piyasadan temin edilememektedir. Şarbona maruz kalan herkes mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna hemen başvurmalıdır.Ekim 2008’de kuzey Irak’ta salgın bildirilmiştir.
Batı Nil Ensefaliti: Batı Nil Virüsü ile oluşan Kuzey Amerika, Afrika, Doğu Avrupa, Batı Asya ve Orta Doğu’da görülen, genellikle yazın başlayan ve sonbaharın ortalarına doğru devam eden mevsimsel epidemik bir hastalıktır. Bu virüsle enfekte olan sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşır. Sivrisinekler, enfekte kuşları ısırarak virüsü alır. Batı Nil Ateşi de denir. Özellikle göçmen kuşlarla , leyleklerle ve kargalarla taşındığı belirlenmiştir. Çok az sayıda vakada kan transfüzyonuyla, organ transplantasyonuyla , emzirmeyle ve hatta gebelikte anneden çocuğa geçebildiği belirlenmiştir. Bunun dışında insandan insana geçiş mevcut değildir. Tokalaşma, öpüşme, dokunma gibi yollarla geçiş olmaz.Kuluçka dönemi 5-15 gün arasındadır. Vakaların çoğunluğunda hiçbir belirti görülmeyebilir. % 20 kadarında ise ateş, başağrısı, vücut ağrıları, bulantı, kusma, lenf nodlarında şişme, göğüs, karın ve sırtta döküntü yapabilir. Bu belirtiler birkaç günden birkaç haftaya dek uzayabilir. Bazı vakalarda ise ciddi nöroinvazif hastalık gelişir; yüksek ateş, başağrısı, boyun sertliği, dezorientasyon, stupor, koma, konvülsiyonlar, kas zayıflığı, görme kaybı, paralizi oluşabilir.Bu belirtiler birkaç hafta sürebilir, kalıcı nörolojik bozukluklar oluşabilir. Özellikle 50 yaş üzeri kişiler ciddi hastalık geliştirme riskine sahiptir. Bu kişilerin özellikle sivrisinek ısırıklarından kendilerini korumaları önemlidir.Batı Nil Ensefaliti’nin aşısı ve tedavisi yoktur. Hastanede destekleyici tedavi uygulanabilir. Hastalıktan korunmanın tek yolu sivrisinek ısırıklarından kaçınmaktır. Ayrıca ölü bir kuş bulunduğunda çıplak elle tutulmaması önerilir.
Q ateşi: Coxiella burnettii’nin oluşturduğu bir hastalıktır. Akut veya kronik olabilir. Genellikle bakteri vücuda girdikten 20 gün sonra belirtileri verir. En önemli hayvan kaynağı koyun, keçi ve sığırlar gibi geviş getiren hayvanlardır.En çok risk altında olanlar; veterinerler, çiftçiler, hayvancılık yapanlardır.Enfekte hayvanların dışkıları,idrarları ve sütü ile bulaşır. Kontamine olmuş havanın solunmasıyla veya pastörize edilmemiş, çiğ süt ve süt ürünlerinden insana bulaşabilir. Titreme ile yükselen ateş, şiddetli baş ağrısı, göz dibi ağrısı, bitkinlik ve kas ağrıları,bulantı ile seyreder.Komplikasyonları pnömoni, hepatit, endokardit, kemik ve eklem enfeksiyonları, ensefalit olabilir.Q ateşini önlemek için hayvanlarla ve hayvanların barındırıldığı yerlerle direkt temastan kaçınmak gereklidir.Sadece pastörize edilmiş süt ve süt ürünleri tüketilmelidir.Tedavisinde; akut ise doxycycline, kronik ise doxycycline+ hydroxychloroquine kullanılır.Irak’ta özellikle kuzey bölgelerinde mevcuttur.
Leptospirosis:Evcil ve vahşi hayvanların(sığır,kedi,köpek,kemirgenler) bir hastalığıdır.İnsanlar enfekte hayvanlarla temasla veya enfekte hayvanların idrarıyla kontamine olmuş su,toprak ve çamurla temasla hastalığı alırlar.Bakteri ciltten veya ağız, göz ve burun müköz membranlarından da girebilir.Hastalık sporadik, epidemik(özellikle fırtınalar,yoğun yağışlar, sel sonrası) veya endemik(çok sayıda çiftlik hayvanlarıyla uğraşılan tarım alanlarında ya da kemirgen infestasyonlarıyla) olabilir.Doğada çalışanlarda ve hayvanlarla uğraşanlarda (çiftçiler,veterinerler,balık sektöründe çalışanlar,arama kurtarma çalışanları,askeri personel,kanalizasyonlarda çalışanlar) meslek hastalığı olarak görülebilir.Ayrıca kampçılar, doğa yürüyüşçüleri,yüzücüler; rafting,kano gibi sürekli suyla iç içe olan doğa sporcuları da risk altındadır.Hastalığın kuluçka dönemi 2-30 gün arasındadır.Genellikle hafif belirtiler olur; ateş,kas ağrısı,başağrısı,kımızı gözler,karın ağrısı,kusma olabilir.Ağır formunda ise sarılık, hemorajiler,myokardit,böbrek yetmezliği olabilir.
IRAK’TA SIK OLAN İNTESTİNAL PARAZİTİK HASTALIKLAR:
Giardiasis:Belirtileri kronik diare,gaz, hafif ateş,bulantı, başağrısı olabilir. Giardia lamblia, G. İntestinalis, G.duodenalis protozoalarının kistleriyle kontamine olmuş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesiyle insana geçer. Enfekte kişinin dışkısında çıkardığı kistlerin el-ağız yoluyla insandan insana geçmesiyle bulaşır.Kreşler, yatakhaneler ve kronik hastaların bakım merkezlerinde salgın yapabilir.İnsan ve hayvanların dışkı kontaminasyonuna açık su kaynakları (nehir, göl, dere gibi) kano yapanlar,doğa yürüyüşçüleri, kamp yapanlar için enfeksiyon kaynağıdır.Önlem için kişisel hijyene dikkat edilmesi,gıda ve içecek su temizliğine önem verilmesi gereklidir.
Amoebiasis (Amipli Dizanteri): Enfekte kişinin dışkısıyla kontamine olmuş yiyeceklerin veya amibik kistleri içeren içeceklerin tüketilmesiyle insana geçer.
Ancylostomiasis (kancalı kurt, Necator americanus):Hafif diare ve karın ağrısı yapar.Kontamine toprakla direkt temasla (genellikle çıplak ayak yürürken) veya kazara kontamine toprağın yutulmasıyla insanlar enfekte olur.Önlemek için kancalıkurdun sık görüldüğü yerlerde yalınayak yürümemek ve toprağa çıplak elle dokunmamak gereklidir.Tropikal ve subtropikal bölgelerde sıktır.
Angiostrongyliasis (yuvarlak kurt):Enfekte sümüklüböcek, kara veya su salyangozlarının mukuslarıyla kontamine olmuş salyangoz,karides,yengeç ve sebzelerin yenilmesi ile insana bulaşır.
Ascariasis (yuvarlak kurt, Ascaris lumbricoides):Bağırsak helmintidir.Primer geçiş yolu; kontamine toprak veya sebzelerdeki yumurtalarının yenmesi ile olur.
Trichuriasis (Kamçı kurdu, Trichuris trichuria, Trichuris vulpis):Özellikle çocukları etkileyen bir parazittir.Parazitin yumurtalarını içeren toprağın yenilmesiyle bulaşır.Bazı salgınlar kontamine toprağın bulaştığı yiyeceklerin yenmesiyle de görülmüştür.Sıcak,nemli iklimi olan ülkelerde daha sık görülür.
Fascioliasis: Fascioliasis, insanlarda nadir rastlanan bir karaciğer ve safra yolları paraziter hastalığıdır. Kesin konak koyun, keçi, sığır gibi geviş getiren hayvanlardır.Enfekte hayvan dışkılarıyla kontamine olmuş sulardaki bazı tür salyangozların vücudunda olgunlaşmamış yumurtalar gelişimlerini tamamlayıp,suya geri salınırlar ve su bitkileri veya diğer su yüzeylerinde metacercaria denilen şekilde bulunurlar.Memeliler enfeksiyonu bu metacercariaları içeren bitkileri yiyerek alırlar. İnsanlar metacercariaları içeren su bitkilerini, özellikle su teresini yiyerek enfekte olurlar. Metacercarialar duodenumda açığa çıkarak barsak duvarını delme yoluyla peritona ve karaciğere gider.Buradan da safra kanalına giderek olgunlaşırlar.Bu olgunlaşma dönemi insanlarda 3-4 ay sürebilir.Olgunlaşmamış parazitin karaciğerde göçü sırasındaki akut fazda karın ağrısı, ateş, kusma, diare, ürtiker, eosinofili olabilir ve bu belirtiler aylarca sürebilir.Olgun parazitin safra kanalı içinde bulunduğu kronik fazda ise aralıklı biliyer tıkanma sarılığı, kolanjit, siroz olabilir. Yıllarca safra kanalları ve safra kesesinde yaşayabilir, safra taşlarına sebep olabilir.
Önemli not: Bu dokümanda yer alan bilgiler seyahate çıkacaklar için
sadece önbilgi amaçlıdır. Bu kişiler seyahate çıkmadan önce seyahate çıkacakları
yer ve kendi tıbbi özgeçmişlerine göre uygun ve kapsamlı bilgileri tam olarak
alabilecekleri bir sağlık merkezine ve seyahat sağlığı hekimine başvurmakla
yükümlüdürler. Burada verilen tedavi bilgileri sadece sağlık profesyonellerini
bilgilendirmek amaçlıdır. Sitede yer alan tüm bilgilerin doğruluğu ve güncelliği
sürekli kontrol edilmekle birlikte, HSSGM burada yazılı olan herhangi bir
ifadeden herhangi bir şekilde doğabilecek olan hasar, yaralanma veya kayıptan
hiçbir şekilde sorumlu değildir.
SEYAHATİNİZDE SAĞLIKLI KALABİLMEK İÇİN:
Böcek ısırmalarına dikkat: Bir çok bulaşıcı
hastalık böcek sokmasları nedeniyle bulaşır. Bu hastalıklara karşı en iyi korunma,
böcek ısırmalarına karşı önlem alarak sağlanır (Bkz.
Hastalık Etkeni Olabilecek Böcekler ve Diğer Hayvanlar).Böcek uzaklaştırıcılar, açıkta kalan cilde ve giysilere, sinekleri uzak tutmak üzere tatbik edilen maddelerdir. Bir uzaklaştırıcıdaki aktif madde (genellikle DEET) böceği öldürmez ancak uzaklaştırır. Boyun, el ve ayak bilekleri tatbik için hedef bölgelerdir, ancak bu esnada maddeyi cildin mukoz zarlarına temas ettirmemeye dikkat ediniz. Böcek uzaklaştırıcılar, yüze sıkılmamalı veya göz kapakları ve dudaklar gibi yerlere sürülmemelidir. Bu maddeler; hassas, güneşten yanmış veya hasarlı cilt ya da derin cilt kıvrımlarına tatbik edilmemelidir. Ürün cilde uygulandığı zaman, uzaklaştırıcı etkisi 15 dakikadan başlayıp 10 saate kadar sürebilir. Akşamın erken saatlerinde tatbik edilen uzaklaştırıcının yanı sıra bir de sineklerin geçemeyeceği bir ağ (cibinlik) altında uyumak tavsiye edilen yöntemdir. Böcek spreyleri, hızlı bir yere serme ve öldürme için çok etkili ilaçlardır. Bu spreyler, bir odada aerosol yaratmak üzere bir haşarat ilacı ve ileriye iten bir kuvvetten oluşur. İç uyuma mekanları yatma vaktinden önce spreylenmelidir. Kalıntı veya iz bırakan etkisi yoktur, ancak; bir odayı ilaçlamak o odayı böceklerden tamamen arındırır fakat bu etki kısa süreli olabilir. Sprey sıkmak ve bir bobin ya da vaporizatör veya sineklerin geçemeyeceği bir ağ kullanmak gibi kombine yöntemler daha çok tavsiye edilir.
Hayvanlar tarafından yaralanmalara ve ısırılmalara dikkat:
Hayvanlarla doğrudan temas kuduz gibi hastalıkların yayılmasına da yol açabilir
veya ciddi yaralanma ya da hastalık nedeni olabilir (Bkz.
Hastalık Etkeni Olabilecek Böcekler ve Diğer Hayvanlar).Seyahatten önce tetanoz aşısı yaptırın. Eğer daha önceden yaptırdıysanız tarihini kontrol edin. Kedi ve köpek dahil herhangi bir hayvanın yiyeceğine ya da kendisine temas etmekten kaçının. Sağlıklı gibi görünen bir hayvanda kuduz ya da başka bir hastalık olabilir. Çocuklarınızın hayvanlara temas etmemesine dikkat edin. Herhangi bir hayvan tarafından yaralandığınızda ya da ısırıldığınızda, yarayı bol sabunlu suyla yıkayın ve derhal hekime başvurun. Herhangi bir hayvan tarafından yaralandığınız ya da ısırıldıysanız, seyahat dönüşü mutlaka bulunduğunuz ildeki sağlık müdürlüğüne bunu bildirin.
Yiyecek ve içeceklere dikkat: Yiyecek ve içeceklerden
bulaşan hastalıklar en sık karşılaşılan seyahat hastalıklarıdır. Bu hastalıklar
genellikle kusma ve ishale neden olur (Bkz.
Yolcu İshali).Ellerinizi, özellikle yemekten önce sık sık sabun ve su ile yıkayın. Eğer sabun ve su mevcut değilse en az %60 alkol içeren el jellerini kullanın. Sadece şişelenmiş ya da kaynatılmış içecekleri için. Açık sulardan, çeşme sularından ve bu sulardan elde edilen buzları kullanmaktan kaçının. Sokak satıcılarından yiyecek ve içecek almayın. Gıdaların tam olarak piştiğinden emin olmadan yemeyin. Pastörize edilmemiş ya da edildiğinden emin olamadığınız süt ve süt ürünlerini almaktan kaçının.
Yaralanmaları önlemek için: Araba kazaları
seyahatlerde en önde gelen yaralanma nedenidir. Aşağıdakilere dikkat ederek bu yaralanmalardan
kendinizi koruyabilirsiniz (Bkz.
Seyahatte Çevresel Sağlık Riskleri).Alkollü araba kullanmayın. Ülkenin trafik kurallarındaki farklılıklara dikkat edin. Bisiklet ve motosiklet kullanırken mutlaka kask kullanın. Aşırı dolu otobüs ya da minibüslere binmekten kaçının. Eğer mümkünse yerel bir şoför tutun. Geceleri araba kullanmaktan kaçının.
İLGİLİ KONULAR
Seyahat Sağlığı
Seyahatte Genel Sağlık
Önerileri
Seyahatte
Çevresel Risk Faktörleri
Hava
yolculuğunun Sağlık Üzerindeki Etkileri
Böcekler
ve Hastalık Etkeni Olabilecek Diğer Hayvanlar
Sağlık
Çantası
Seyahat Sağlığı Merkezleri
Dünya Sağlık Örgütü İnteraktif
Risk Haritası
|